İngilizce Konuşurken En Çok Kullanılan 250 Kelime

0 57

Günlük hayatta İngilizce konuşurken en çok kullanılan kelimeleri bilmek ister misiniz? Bugün vereceğimiz bu kelimelerle sizler de günlük konuşma hızınızı arttırabilir, duygularınızı ve düşüncelerinizi daha rahat ifade edebilirsiniz. Söze nasıl başlayacağını bilmek, hal hatır sormak, günlük aktivitelerden bahsetmek o kadar da zor değil;
As soon as possible: Mümkün olan en kısa zamanda
Be carefull: Dikkatli ol
Bless you: Çok yaşa
Can you help me?: Bana yardım edebilir misiniz?
Can I help you?: Size yardım edebilir miyim?
Come on: Yapma, hadi ama
Congratulations: Tebrikler
Do me a favor: Bana bir iyilik yap
Do you understand me?: Beni anladın mı?
Don’t worry: Endişelenme
Excuse me: Affedersiniz
Fine, thanks: İyi, teşekkürler
Follow me: Beni takip et
Forgive me: Beni affet
Good morning: Günaydın
Good afternoon: Tünaydın
Good evening: İyi akşamlar
Good night: İyi geceler
Good bye: Güle güle
Here: Burada
Have a nice day: İyi günler
Have fun: İyi eğlenceler
Hold on: Bekle
How much?: Ne kadar?
How are you?: Nasılsınız?
Help: İmdat
It’s a good idea: Bu iyi bir fikir
It’s raining: Yağmur yağıyor
It’s snowing: Kar yağıyor
I agree: Sana katılıyorum, seninle aynı fikirdeyim
I have no idea: Hiçbir fikrim yok
En yaygın kalıplardan sonra en yaygın kelimeleri sizin için yazdım;
• treat:davranmak
• switch:açmak,kapatmak(düğme)
• punctual:tam zamanında
• request:rica etmek
• responsible:sorumlu
• respond:cevap vermek
• moisture:nem
• likely:büyük olasılıkla
• mark:işaretlemek
• let:izin vermek
• ıntroduce:tanıştırmak
• income:gelir
• indicate:göstermek
• grumble:sızlanmak
• get:almak elde etmek
• force:zorlamak
• fragile:kolay kırılabilir
• entitle:yetki vermek
• equip:donatmak
• eager:istekli
• dry:kurulamak
• discuss:tartışmak
• dial:telefon etmek
• different:farklı
• cry:ağlamak,bağırmak
• crucial:önemli
• curious:meraklı
• commence:başlamak
• complain:şikayet etmek
• clue:ipucu
• clip:kırpmak
• chase:kovalamak
• caution:uyarı
• bunch:deste,demet
• bind:bağlamak
• bite:ısırmak
• blank:boşluk
• bet:iddia etmek
• behave:davranmak
• approve:onaylamak
• arise:yükselmek
• assume:varsaymak
• attach:birleştirmek
• annual:yıllık
• alter:değiştirmek
• absolute:kesin
• act:davranmak
• actual:gerçek
• upon:üstünde
• valuable:değerli
• vital:hayati derecede önemli
• vote:oy vermek
• vacation:tatil
• wipe:silmek,kurulamak
• waste:boşa harcamak
• warrant:garanti
• totally:bütünüyle
• trouble:dert
• tough:zor
• topic:konu
• tend:meyilli olmak
• terrify:korkutmak
• threaten:tehdit etmek
•  throat:gırtlak,yemek borusu
•  through:içinden,bastan sona
• throw:fırlatmak
•  thumb:el,baş parmağı
• thunder:gök gürültüsü
•  thunderstorm:fırtına
• thursday:perşembe
•  thus:böyle,böylece
•  tick:saat sesi
•  ticket:bilet
• tidy:düzenli,tertipli
• tie 1.bağ,bağlamak,kravat
• surrender:teslim olmak (To yield)
• surround:çevrelemek
•  suspect:şüphelenmek
• suspend:askıya almak
• tangerina:mandalina
• task:görev
• target:hedef
• skin:deri
• skirt:etek
• skull:kafatası
•  sky:gökyüzü
• slang:argo
• slave:köle
• sleep:uyumak,uyku
• sleepy:uykulu
• sleeve:elbise
•  slice:dilim,dilimlemek
•  slight:önemsiz,küçük
• slim:ince,zayıf
• slip:yuvarlamak,kaymak,düşmek
• slipper:terlik
•  slope:eğim
•  slow:yavaş,yavaşlamak
• small:küçük,ufak
• smash:çarpıp kırmak
• smell:koklamak,koku
•  smile:gülümsemek
• snore:horlamak
• sniff:burnunu çekmek
• soap:sabun
• solid:katı sert
• souvenir:hatıra
• spectator:izleyici
• mean:ortalama
• meaning:anlam
• means:stil,yol,yardım
•  meantime:buarada
• meanwhile:aynı anda
• measure:ölçü
• mechanic:mekanik
• medical:tıbbi
• medicine:ilaç,tıp
• meet:buluşmak,karşılamak
• meeting:toplantı,miting
• melody:melodi
•  melon:kavun
• melt:erimek
• member:üye
• memorable:unutulmayacak
• memorandum:not
• memorial bir kişinin anısına yapılan anıt
•  memorize:ezberleme
• memory:hafıza
• mend:tamir etmek
•  mental:zihinsel
• mention:bahsetmek
• merchant:tüccar
• mercy:merhamet
• mere:sadece yalnızca
•  merely:sadece,ancak
• minor:önemsiz
• moment:an
• miss:özlemek
• literature:edebiyat
• litter:çöp,dağınıklık
•  little:küçük
•  live:canlı
• live:yaşamak
• liver:karaciğer
• lives:yaşamlar
• living:yaşam biçimi
•  load:yüklemek
• loaf:bütün ekmek,vakti boşa geçirmek
• loan:ödünç vermek,borç vermek,borç
• lobster:ıstakoz
• local:bölgesel
• locate:kurmak,yerleştirmek
• lock:kilitlemek,kilit
•  lonely:yalnız,kimsesiz
•  long:uzun
• look:bakmak,bakış
• loose:bol,bağsız
• lorry:kamyon
• lose:kaybetmek
• loss:kayıp,zarar
• loud:yüksek sesli
• mate:arkadaş
• matter:mesele
• massive:çok büyük
• guitar:gitar
• gulf:körfez
• gum:yapışkan,dişeti
• gun:silah
• guy:adam
• habit:alışkanlık
• half:yarım
• hazard:tehlike
• healthy:sağlıklı
• headline:başlık
• heaven:cennet
• heel:topuk
• height:yükseklik
• sensitive:duyarlı
• admit:kabul etmek
• persuade:ikna etmek
• issue:konu,mesele
• object:itiraz etmek
• adequate:yeterli
• prevent:önlemek
• recruit:işe almak
• partial:kısmi
• infect:hastalık bulaştırmak
• undermine:zarar vermek
• refer:ima etmek
• assert:idda etmek
• entire:tüm
• condemn:kınamak
• revise:gözden geçirmek
• sale:satış
• indulge:şımartmak
• disease:hastalık
• match:eşleştirmek 200
• essential:gerekli,temel
• adopt:evlat edinmek
• entail:gerektirmek
• decline:iniş,gerileme
• respect:saygı göstermek,saygı
• flow:akmak
• fast:hızlı
• prevalent:yaygın mevcut
• inevitable:kaçınılmaz
• severe:sert,şiddetli
• submit:sunmak
• apparent:bariz
• disaster:afet
• denial:inkar
• deduce:çıkarım yapmak
• cite:alıntı yapmak
• express:ifade etmek
• predictable:tahmin edilebilir
• decisive:kararlı
• relate:arasında bağlantı kurmak
• destination:varış yeri
• sincere:içten,samimî
• steady:sağlam
• pursue:kovalamak
• determine:belirlemek
• urgently:acilen
• gap:boşluk
• deliver:teslim etmek
• preventive:önleyici
• confirm:onaylamak
• deficit:eksiklik
• asset:değerli şey
• adjust:ayarlamak
• emotional:duygusal
• sustain:devam ettirmek
• lately:son zamanlarda
• seriously:ciddi bir şekilde
• magnify:abartmak
• cure:tedavi çare
• relief:rahatlama
• ensure:emin olmak
• admission:itiraf
• account:açıklamak
• compensate:telafi etmek
• previous:önceki
• significant:önemli
• preferably:tercihen
• potentially:potansiyel olarak
• solution;çözüm
• alien:yabancı

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

bursa bayan escort- bursa bayan escort- escort bayan konya- escort bayan mersin- sahin k porno- liseli ifsa porno- seks hikayeleri- bursa escort izmir escort bayan cilt bakımı nnedir